 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Haberler / Duyurular |
| |
|
KİLO KONTROLÜNDE GRUP TERAPİSİ |
 |
|
Kilo problemi kronikleşmiş bireylerin, kilo sorununu çözebilmek adına normal bireylere göre daha fazla disiplin ve iradeye ihtiyaç duydukları düşünülmektedir. Bu ihtiyaç ve iradenin kendileri gibi olan bireylerle grup oluşturularak bir danışman nezaretinde karşılıklı fikir alış-verişi ile giderilmesi, diyetisyenin de işini kolaylaştıracaktır. Diyetisyenin, danışanı ile ilişki ve beklentilerinin yarattığı stres, grupla birlikte daha kolay aşılacak, ayrıca gruptaki görüşmeler motivasyonu artırarak iradeyi güçlendirecektir. Bu günlük hayat stresinin atılması kadar gereklidir. Bireyler arkadaşlarını destekleyerek çevrelerinden görmedikleri övgü ve motive edici sözleri grup arkadaşlarından duyacak, böylece demoralize olmadan diyetlerine daha şevkle sahip çıkarak, onu bir beslenme biçimi olarak benimseyecektir. Diyetisyen eşliğinde ve Grup Terapisi ile doğru beslenmeyi öğrenen, bir yaşam biçimi olarak benimseyen kişilerin kilo verdikten sonra tekrar kilo almadıkları gözlenmiştir. Özellikle uzun yollarda diyet yapan kişinin motivasyonunu kaybetmemesini sağlayabilmek ve kalıcı bir sonuca ulaşabilmek adına grup çalışmaları anlamlı bir fark yaratabilecektir. |
|
|
DUYU BÜTÜNLEME TERAPİSİ |
 |
|
Yaşamımızın ilk yıllarından itibaren çevremizdeki sesleri işiterek, nesneleri görüp dokunarak, yiyecekleri koklayıp tadına bakarak birçok bilgi ediniriz. Bu bilgileri almak için gerekli duyularımız görme, işitme, koklama, tat alma, dokunma, pozisyon hissi (kas-iskelet sisteminden gelen proprioseption) ve denge (vestibular) dir. Her bir duyu, aldığı bilgiyi merkezi sinir sistemine iletir. Burada tüm mesajlar değerlendirilir ve aralarında ilişki kurulur. Beynin mesajlar arasında bağlantı kurma işlevine ‘Duyu Bütünlemesi ’ denir. Sonucunda ‘öğrenme’ gerçekleşir.
Öğrenme ve öğrenilen bilginin davranışa dönüştürülmesi için bütün duyular birbiriyle yardımlaşmalıdır. Örneğin; anne çocuğuna hırka giymeyi öğretirken hırkayı gösterir, ona dokunmasını sağlar, gerekli motor beceriyi sağlamasında yardımcı olur ve aynı anda sözel komutlarla çocuğu yönlendirir. Bu davranışı gerçekleştirirken görme, dokunma, pozisyon hissi ve işitme duyularının beyne gönderdiği mesajlar arasında bağlantı kurulur ( duyu bütünlemesi yapılır). Çocuk davranış için gerekli bilgileri almış ve anlamlandırmış yani öğrenmiştir. Hırka giyeceği zaman gerekli motor planlamayı (hareketleri uygun sırayla gerçekleştirme) yapabilir. Duyulardan bir veya birkaçının algılanmasında problem olduğunda ya da beynin duyular arasında bağlantı kuramaması durumunda ‘Duyu Bütünleme Bozukluğu’ oluşur. Duyu bütünleme bozukluğu olan çocuklar, duyu uyaranlarına karşı diğer çocuklardan farklı tepkiler verebilirler.
Verilen tepkilere göre duyu bütünleme bozukluğunun belirtilerini 2’ye ayırabiliriz; * Duyu uyaranlarından kaçınma * Duyu uyaranı arama
Duyu uyaranlarından kaçınan çocuklarda dokunulmaya tepki olarak; saç taramada ve/veya kestirmede zorluklar, bazı giysi ve nevresim kumaşlarından aşırı rahatsızlık sonucu giyinme ve uyku problemleri yaşanabilir. Banyo yapmaya ve diş fırçalamaya aşırı tepki gösterebilirler. Bu çocuklar yüksek seslerden rahatsız olup kulaklarını kapatabilirler. Gürültülü, kalabalık ortamlara girmek istemeyebilirler. Parlak ışıklara tepkili davranıp, karanlıkta oturmayı tercih edebilirler. Farklı kokulara ve tatlara aşırı reaksiyon gösterebilir, yemek seçebilirler. Merdiven inip çıkarken, kaydırak, salıncak vb. oyuncaklara binerken aşırı huzursuz olabilirler. Ağrı duyusuna karşı hassas olabileceklerinden incinmeyi çok abartabilirler. Sıcak- soğuk algılamasında farklılık nedeniyle sürekli üstündeki giysileri çıkarma isteği görülebilir.
Duyu uyaranı arayan çocukla ise yukarıdakilerin tam tersi reaksiyonlar gelişir. Yüksek seslere ilgi duydukları için müziğin sesini sonuna kadar açmak isteyebilir, tekrarlı ışıklara odaklanabilir, yenmeyen şeyleri çiğneyebilir, aşırı giyinebilir, ağrıya/acıya duyarsız kalabilirler.
Duyu bütünleme bozukluğu olan bir çocukta her iki grubun tepkileri de görülebilir. Örneğin çocuk dokunulmaya tepkiliyken, yüksek sese ilgi gösterebilir. Duyu bütünleme bozukluğunda aşağıda ki belirtiler de gözlenebilir;
-
İnce motor becerilerde ve motor planlamada yetersizlikler,
-
Okuma, yazma gibi akademik becerilerde yetersizlikler,
-
Konuşma ve lisan problemleri,
-
Aşırı hareketlilik ya da hareketsizlik, sürekli yorgun olma hali.
Otizm tablosunda da karşılaşılan duyu bütünleme bozukluğunda, ilk kez Dr. Jean Ayres tarafından geliştirilen uygulanmaktadır. Okulumuzda da yapılan bu terapide amaç çocuğun, vücuduna ve çevresine olan farkındalığını arttırmak, doğru duyu girdileri vermek ve bunları bütünleştirmesine yardımcı olmaktır. Böylece çocuğun öğrenmeye daha açık olması, hareket ve tepkilerini daha kolay kontrol edebilmesi hedeflenmektedir. Duyu bütünleme terapisi bu konuda eğitim almış fizyoterapistler ve iş-uğraşı terapistleri tarafından yapılır. Çocuk öncelikle terapist tarafından değerlendirilir ve gereksinimleri belirlenir. Haftada 1-2 seans olacak şekilde terapiye başlanır. Terapi, gerekli duyu uyarılarını sağlayacak materyallerin bulunduğu özel döşenmiş odalarda, özel tekniklerle ve çocuğun keyif alacağı aktiviteler yardımıyla yapılmaktadır.
Bu aktivitelere:
-
Pamukla dokunma, masaj, fırçalama teknikleri…ile dokunma duyusunu uyarma,
-
Sallanma, yuvarlanma, zıplama egzersizleri, tünel içinden geçme…ile denge ve pozisyon hissi (proprioseption) duyularını uyarma,
-
Nane, papatya, vanilya…. kokuları ile koku duyusunu uyarma,
-
Karanlık oda, renkli ışıklar…. ile görme duyusunu uyarma,
-
Klasik müzik, doğal sesler…. ile işitme duyusunu uyarma,
-
Reçel, limon… gibi yiyeceklerle tat alma duyusunu uyarma örnekleri verilebil
Duyu bütünleme bozukluğu olan çocukların aileleri, terapistle yardımlaşarak çalışmaları evde de desteklemeli, çocuklarına karşı anlayışlı ve sabırlı olmalıdırlar.
Sevgili anne-babalar, evde bir uygulama yapmaya ne dersiniz? Radyoyu açıp kanalı bozuk, cızırtılı olacak şekilde ayarlayın. Birisinden odanın ışıklarını sürekli yakıp söndürmesini isteyin. Bir ayağı kırık bir sandalyede, ayağı dengesiz sürekli sallanan bir masada oturmaya çalışın. Üzerinize dar gelen, rahatsız bir bluz geçirin, pantolonunuzu ters giyin ve ayağınıza küçük gelen bir ayakkabıyla dolaşın. Asla yemeyeceğiniz, en nefret ettiğiniz yemeği yemeye çalışın. |
|
|
ANNE - BABA ÇALIŞMA GRUBU |
 |
|
İnsanların duygu, düşünce ve davranışını belirleyen en temel öğe, kişilerin diğerleriyle kurduğu ilişki biçimidir. Bu ilişki sürecinde, duygularımızı empatik bir yaklaşımla ifade edebilmek, anlaşılır hissetmeyi, kendimize güvenmeyi ve yaptıklarımızın nedenlerini anlayabilmemizi sağlamaktadır. Güven içinde karşımızdakine kendimizi ifade edebilmek, yargılanmayacağımızı bilmek ve anlaşılmak; işte bu değil midir mutluluğun anahtarı?
Mutluluğun anahtarını duygularımızın güven içinde ifade edilebilmesi olarak tanımlasak da, bu ilişkiyi yakalamak, emek bilgi ve tecrübe ister. Bu süreci kolaylaştırmak için bireysel ve grup çalışması olarak yapılandırılan sekiz haftalık bir program hazırladık. BU PROGRAMDA ANNE BABALARIN ÇOCUKLARI İLE KURDUKLARI İLİŞKİNİN YAPILANMASI HEDEFLENMEKTEDİR.
Bu program ile bireylerin, en etkin ve hızlı yöntemleri, duygularını, kendilerine güvenerek ifade etmelerini ve çevrelerinde anlaşılmalarını sağlamayı ilke edindik. Programa katılanlar uzman danışman eşliğinde önce kendilerinin bilmedikleri yönlerini keşfedecek, program sonunda ise; ailesi veya istediği kişi ve gruplar ile öğrendiği teknikleri uygulayarak derinlemesine güvenli bir ilişki geliştirebilmenin keyfini yaşayacaklar.
Çocuklarımıza veya eşimize direkt olarak söyleyemediğimiz duygu ve düşünceleri onları incitmeden ifade etmek programı tamamlayanlar için artık hiç de zor değil! Çalışmanın sonunda; kendinizi daha iyi tanıyan, her ortamda daha farkında, başarılı ve huzurlu bir kişi olarak bizimle vedalaşmak istemez misiniz?
1.HAFTA: Ben nasıl biriyim? (kime göre?)
2.HAFTA: Beden dilimizin farkında mıyız?
3.HAFTA: Güveniyor muyuz?
4.HAFTA: Korkularımızla yüzleşebiliyor muyuz?
5.HAFTA: Öfkemizi kontrol edebiliyor muyuz?
6.HAFTA: Duygu, düşünce, davranış bütünlüğünü oluşturabiliyor muyuz?
7.HAFTA: Gelişim için neler yapalım?
- Nefes
- Beyin
- Düşünme
8.HAFTA: Paylaşımlar ve daha fazlası
* Gruplar 8 kişi ile sınırlıdır, * Grup çalışmaları 90 dakika olup, Cuma hariç Kozyatağı ofisinde, Cuma günleri Nişantaşı Ekip Norma Rozan ofisinde yapılacaktır. |
|
|
ZEKA TESTİ |
|
|
WISC-R ZEKA TESTİ
Tüm dünyada kullanılan standardizasyonu gerçekleştirilmiş zeka testidir.
Kurumumuzda uzman psikologlarımız tarafından uygulanmaktadır.
Çocuğun o anki psikolojisi performansını etkilese de öğrenme kapasitesi hakkında belirgin bilgilere net bir şekilde ulaşmamızı sağlar.
Ayrıca çocuğun özel öğrenme güçlüğü taşıyıp taşımadığına yönelik kesin teşhis için kullanılan testtir.Disleksi teşhisinde de bir ölçü kriteridir.
SORGULAMA BAŞLIKLARI
Kazanımlaş Bilgi Kategorileri
Sıraya Koyma Yeteneği
Mekansal Yetenek Kategorisi
Kavramsal Yetenek Kategorisi
Bu kategorilerin altında çok sayıda alt başlık bulunmaktadır.
Bunun dışındaki başlıklar testi alan çocuğa ve ailesine özel olarak anlatılır.
Kurum olarak zihinsel kapasite ölçümü yapılan çocuğun duygusal gelişimine yönelik projektif duygusal gelişim testlerinin de yapılmasını çok anlamlı bulmaktayız.Bu durumda çocuğa ait değer yargıları,düşünme sistemleri,direnç noktaları belirgin bir şekilde paylaşılarak,çalışmanın hızlı,anlamlı ve etkili bir şekilde nasıl yapılandırılacağı belirlenmiş olur.Ve bu belirlemeyi farkına varmadan çocuk yapmış olur.Devamında da çalışmaya katılımla ilgili bir motivasyon sıkıntısı çekmez.
Duygusal değerlendirme için hangi estin yapılacağına uzman psikologlarımız karar verirler. Kurumumuzda yapılan Duygusal gelişim testleri
CAT
RORSCHACH
ÇİZGİ TESTİ |
|
|
|
|
|
|
 |
|
|
|
| |
|
|